Depresyon ve Sosyal Medya Arasında İlişki Var mı ?

blog

#1

Pittsburgh Üniversitesinde yapılan yeni bir çalışmanın analizine göre sosyal medya üzerindeki olumsuz deneyimler, genç erişkinlerin depresif belirtilerini arttırma olasılığının olabileceğini gösteriyor.

Depresyon ve Anksiyete Dergisi’nin mayıs ayı sayısında bildirilen bulgular, depresyon riskini azaltmak için müdahalelerin ve klinik önerilerin tasarlanmasında yararlı olabilir.

Sağlık Araştırma Merkezi Direktörü Brian Primack “Sosyal medyadaki olumlu deneyimlerin depresif belirtilerin azalmasıyla ilişkili olmadığını ya da çok az bağlantılı olduğunu gördük. Ancak, olumsuz deneyimler yüksek ve depresif belirtilerle güçlü ve tutarlı bir şekilde ilişkiliydi.” diyor.

Ek olarak "Bulgularımız insanları çevrimiçi alışverişlerine daha fazla ilgi göstermeye teşvik edebilir. Bu sonuçlar, bilim insanlarının olumlu etkileri güçlendirirken, olumsuz etkilere müdahale etme ve karşı koyma yolları geliştirmelerine yardımcı olabilir.” diyor.

Ağustos 2016’da, Primack ve ekibi, Batı Virginia Üniversitesi’nde sosyal medya kullanımı ve deneyimleri hakkında 18 ila 30 yaşları arasındaki tam zamanlı 1.179 öğrenciyi inceledi. Katılımcılar ayrıca depresif belirtilerini değerlendirmek için bir anket doldurdular.

Sosyal medyada pozitif deneyimlerdeki her yüzde 10’luk artış, depresif belirtilerin oranlarında yüzde 4’lük bir azalma ile ilişkiliydi, ancak bu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı değildi, bu da bulguların tesadüfi şansa bağlı olabileceği anlamına geliyordu. Bununla birlikte, negatif deneyimlerdeki her yüzde 10’luk artış, depresif belirtilerin oranlarında yüzde 20’lik bir artışla ilişkiliydi, bu ise istatistiksel olarak anlamlı bir bulgu ve yüksek bir orandı.

Primack, "Ancak bizim çalışmamızda olumsuz sosyal medya etkileşimlerinin aslında depresif belirtilere mi yol açtığını, ya da depresif bireylerin olumsuz çevrimiçi etkileşimler bulma olasılığının daha yüksek mi olduğunu net olarak bilmiyoruz. Bu durumun sonuçlarını ve etkisini çözmek için daha fazla araştırma gerekli olacaktır. “ dedi.

Diğer özellikler de depresif belirtileri olan katılımcılarla ilişkilendirilmiştir. Örneğin, erkeklerle kıyaslandığında, kadınların depresif belirtilere sahip olma olasılıkları yüzde 50 daha yüksekti. Ayrıca sosyo ekonomik yapısı düşük olan ve sadece bir dereceye kadar eğitim alan bireyler daha yüksek depresif belirtilerle de ilişkiliydi. Bu özelliklerin hepsinin daha önce bir kişinin depresyon olasılığını arttırdığı kanıtlanmıştı.

Bulgular hala kanıtlanmaya ihtiyaç duysa da, Primack halk sağlığı doktorlarının, halkın olumsuz sosyal medya etkileşimlerinden doğabilecek zararlardan eğitmek için kullanılmaya başlayabileceğini söyledi. Ayrıca siber zorbalığın sadece ergenler arasında değil, yetişkinler arasında da oluştuğuna dikkat çekiyor.

Primack, depresif hastalar ile çalışan sağlık uzmanlarının, olumsuz deneyimlerin sayısını azaltmak ve olumsuz deneyimlere olanak sağlayan insanlar veya grupları “arkadaşlık etmemek” için sosyal medyada harcanan zamanı kısıtlama gibi çevrimiçi deneyimlerin kalitesini iyileştirmeye yönelik stratejilerin arttırılmasını önerebileceğini belirtti.

Bulgular istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, Primack sosyal medyada olumlu deneyimler için fırsatların artırılmasının hala önemli olduğunu söyledi.

Primack “Diğer çalışmalarda, sosyal medya kullanımının olumsuz taraflarını engellemenin, iletişim ve sosyal bağlantıyı güçlendirdiği gösterilmiştir” dedi. "Elbette, bu şekilde engellemenin depresif belirtileri azaltabileceği pek çok durum vardır. Ancak yaptığımız bu özel çalışmada birincil amacımız bu değildi.” dedi.

Psikiyatrik Blog.
Psikiyatrik Bilgi Kaynağı.