Dini İnançların Psikiyatrik Rahatsızlıklar Üzerindeki Etkisi

blog

#1

Mani ve hipomani belirtileri listesinde yer alan semptomlardan biride “din veya dini faaliyetlere odaklanmak” şeklindedir. Şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve diğer psikotik bozukluklarda da bu belirti yaygın olduğu için, bu belirti sadece bipolar için özgü değildir.

Bu artan dindarlık, birçok biçime sahip olabilir. Bazı örnekler aşağıdaki gibidir. (Bilimsel araştırma kaynağı yabancı olduğu için örnekler bize ait değildir.):

Janie, Protestan bir evde büyüdü ama gençliğinde kiliseye gitmeyi bıraktı. Bipolar semptomların başlamasından sonra, haftada birden fazla kiliseye gitmeye, gönüllü olmaya, çalışma gruplarına katılmaya ve pederden kişisel din danışmanlığı almaya başladı. Bipolar tedavisinde oldukça olumlu etkiler gözlenmeye başlandı.

Ed, hayatında herhangi bir dini hizmete ya da olaya hiç katılmamıştı, ama daha sonra şizofreni tanısı alan bir akıl hastalığının semptomlarını geliştirirken, Tanrı’ya daha çok yakınlaştı. İncil’i sürekli okuyordu. Sonunda dizlerinin üstüne düşüyor ve nerede olduğu fark etmeksizin yüksek sesle dua ediyordu. Durumu gittikçe kötüye giden Ed en sonunda bir psikiyatri servisine yatışı sağlanarak tedavisine başlandı.

Terry, hayatı boyunca havraya gitmedi fakat şizoafektif bir bozukluk geliştirdiğinde, dine öyle bir bağlandı ki hatta bu yolda canını vermeyi bile istedi. Çünkü kendisinin dini adına kurban olup cennete gideceğini düşünüyordu. Psikiyatristi bu duruma el koydu ve dini delüzyonlar tanısı koyarak Terri’nin tedavisinde değişikliğe gitti.

Bipolar bozukluğu olan Jerry, semptomları başladığı zaman dini inançlarına daha fazla odaklanmaya başladı ve zor zamanlarda hayatta kalmasına yardımcı oldu. Bu durum iyileşmesinde gözle görülür bir etki sağladı.

Yukarıda ki örneklerde de görüldüğü gibi Terry ve Ed’in durumunda inançlar hastalıklarını oldukça olumsuz yönde etkilemişken, diğer iki hasta örneğinde inançlar sorun olmaktan ziyade destekleyici gibi görünmektedir.

Profesör H.G. Koenig’in, konuyla ilgili literatür incelemesinde, “Psikozların yaklaşık üçte biri dini inançlara sahip olmakla birlikte, tüm dini deneyimler psikotik değildir.” şeklinde yazmıştır. Gerçekten de bu açıklama Janie ve Jerry’nin durumunda olduğu gibi, hastaya yararlı olabilir.

Koenig, dini sanrılar hemen belli olmadığında, tedavi eden klinisyenin hastanın dini inanç ve davranışlarını dikkatli bir şekilde incelemesi gerektiğini belirtiyor.

Dini Delüzyonlar Nelerdir?

Delüzyonlar, “yanlış inançlara sıkı sıkıya tutunmak” olarak tanımlanır ve türler arasında paranoyak veya inatçı delüzyonlar, referans delüzyonlar, ihtişamlı delüzyonlar, sanrı kıskançlığı ve diğerleri bulunur. Bunlardan ikisi, özellikle, dini bir bağlamda kendilerini gösterebilir. İşte örnekler:

Dini paranoyak sanrılar: “Şeytanlar beni izliyor, beni takip ediyorlar, sevmedikleri bir şeyi yaparsam beni cezalandırmayı bekliyorlar” veya "Eğer ayakkabılarımı giyersem, Tanrı beni cezalandırmak için ateşe atacak, bu yüzden her zaman yalınayak gezmeliyim. İşitsel halüsinasyonlar, örneğin, “Sesler bana odamda şeytanlar demeye devam ediyor”, genellikle dini paranoya ile birleştirilir.

Başka bir dinsel delüzyon türü: “Tanrı, beni normal insanların üstünde yüceltmiştir. Bana yardıma ihtiyacım olmadığını, ilaca ihtiyacım olmadığını söyler. Cennete gideceğim ve hepiniz cehenneme gideceksiniz.” ya da “Ben İsa yeniden doğuyorum.”

Dini Delüzyonlar Üzerine Kültürel Etkiler

İlginç bir şekilde, ağırlıklı olarak Hıristiyan ülkelerdeki şizofreni hastalarında daha yüksek oranda dini sanrılar görülme eğilimi olan çalışmalarda, diğer toplumlardan daha fazla bir meta-analiz rapor edilmiştir.

Örneğin:

Almanya’da dini sanrıların oranı Japonya’da% 21.3’e karşı% 6.8’dir.

Avusturya’da Avusturya’daki oran% 21’e karşılık% 6 idi.

Koenig, “Şiddetli ve inatçı ruhsal hastalığı olan kişiler genellikle dini sanrılar ile psikiyatristlere gelmekteler. ABD’de şizofreni hastalarının yaklaşık% 25-39’u ve mani / bipolar bozukluğu olanların% 15-22’si dini sanrılara sahiptir.”

Psikotik Bozukluklarda Din ve Dini Delüzyonların Etkisi

Araştırmacılar, yeteri kadar kanıt olmadığı ve bu durumun daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulan bir alan olduğunu belirtselerde, Psikotik bozukluğu olan hastaların büyük bir kısmının manevi inancın önemli bir baş etme mekanizması olduğunu düşünmekteler. Sanrılı olmayanlar için, bazı çalışmalarda bir bütün olarak hastalık için daha iyi sonuçlarla ilişkilendirilecek baş etme mekanizmaları olarak dini inançlar ve faaliyetler bulunmuştur.

Tersine, dini sanrılara sahip olmanın, daha ciddi bir hastalık seyri ve daha kötü sonuçlarla ilişkili olduğu bulunmuştur. Bir çalışmada, dini sanrılı hastaların daha şiddetli psikotik belirtileri, daha uzun bir hastalık öyküsü ve bir psikotik atak başlangıcından önce daha kötüleştikleri bulunmuştur.

Araştırmacılar, doktorları, bir hastayı bir bütün olarak değerlendirmede inançlarını dahil etmeye ve güçlü inançlar ile sanrılar arasında ayrım yapmada dikkatli olmaları için teşvik edilmeleri gerektiğini düşünüyorlar.

Din, Delüzyon ve Psikoz

Bir ülkenin kültürünün, dini sanrılar insidansı üzerinde büyük bir etkisi olduğu gerçeği, özellikle Protestanların Katoliklerden ya da dindar olmayanlardan iki kat daha fazla dini sanrılara sahip olduğunu gösteren çalışma sonuçlarını eklediğinizde ortaya net bir şekilde çıkmaktadır.

Araştırmacılar bir şey üzerinde hemfikirler “ Psikozlu insanları tedavi edenlerin, hem sanrısallıklardan ayırt etmede hem de hastaya ne kadar yardımcı olduklarını değerlendirmede, hastanın sanrısal olmayan inançlarına duyarlı olmaları gerekmektedir.”

Kaynak:

Koenig, HG Religion, spirituality, and psychotic disorders. Revista de Psiquiatria Clínica 34, supl 1; 40-48, 2007.

Mohr, S, Huguelet, P. The relationship between schizophrenia and religion and its implications for care. Swiss Medical Weekly . 2004 Jun 26;134(25-26):369-76.

Raja M, Azzoni A, Lubich L. Religious delusion (PDF). Schweizer Archiv für Neurologie und Psychiatrie . 2000;151:22–9.

Tateyama M, Asai M, Kamisada M, Hashimoto M, Bartels M, Heimann H. Comparison of schizophrenic delusions between Japan and Germany. Psychopathology . 1993;26(3-4):151-8.

Stompe T, Friedman A, Ortwein G, Strobl R, Chaudhry HR, Najam N, et al. Comparison of delusions among schizophrenics in Austria and in Pakistan. Psychopathology . 1999;32: 225–34.

Atallah SF, El-Dosoky AR, Coker EM, Nabil KM, El-Islam MF. A 22-year retrospective analysis of the changing frequency and patterns of religious symptoms among inpatients with psychotic illness in Egypt. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology . 2001 Aug;36(8):407-15.

Psikiyatrik Blog.
Psikiyatrik Bilgi Kaynağı.