Yakın Tarihte Manik Depresyon ile Mücadele Eden 3 Ünlü İsim

blog

#1

Zihinsel sağlık durumları ne yazık ki çoğu zaman zayıflık ile ilişkilendirilmiştir. Aynı zamanda “akıl hastası” olarak adlandırılan damgalama, bazen durumun kendisi kadar büyük bir yüktür. Akıl sağlığı farkındalığı gelişiyor olsa da, çoğumuz hala zihinsel sağlık sorunları olan kişilerin bir işde başarılı olamayacağı veya tutunamayacağı gibi eski fikirlere inanıyoruz.

Aslında, yakın tarihteki en ikonik liderlerden bazıları zihinsel sağlık sorunlarından muzdaripti: “Mani, travmaya karşı yaratıcılık ve esnekliği artırırken, depresyon gerçekliği ve empatiyi artırıyor” diye söylüyor Psikiyatri profesörü Nassir Ghaemi, aynı zamanda akıl sağlığı ve liderlik arasında bulunan ilişki içinde geniş çaplı araştırmalar yürütüyor.

Ghaemi’nin araştırması, sadece ruh sağlığı hastalığından muzdarip insanların büyük liderler olabileceğini kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda daha iyi liderlik yapabileceklerini de gösteriyor: “Ne zaman işler yolunda gitse, devletler iyi bir durumda olsa sağlıklı bireyler oldukça iyi işler başarır. Fakat kriz ve kargaşa zamanlarında, zihinsel olarak anormal, hatta hasta olan insanlar en büyük liderler haline gelirler. ”

Zayıflıklarının güçlerinin sırrı olduğunu gösteren yakın tarihte ki 3 önemli isime bir göz atalım;

1. Prenses Diana

İngiliz tahtının mirasçısı Prens Charles ile evlendikten sonra, Prenses Diana kamera flaşlarının içine itildi. Yeni rolünün yoğun baskısı ve kuralları onu çaresiz ve yalnız hissettiriyordu. O zamanlar hakkında konuşmasa da, 1995 yılında BBC ile röportaj yaptı: “Hayatımda hiç depresyon geçirmemiştim. Ama sonra düşündüğümde, geçen sene hayatımda yaptığım değişikliklerin hepsinin beni etkilediğini görebiliyordum ve bedenim artık dinlenmek istiyordu. ”

Prenses%20Diana%20ve%20Bipolar%20Depresyon

Diana bu durum için çevresinden destek almanın aksine ruh sağlığı sorunları ile yaptığı mücadeleler İngiliz basınında hor ve eğlence kaynağı idi. O dönem İngiliz basınında çalışan biri “Bu olay herkese harika bir eğlence fırsatı verdi. Diana dengesiz, Diana akli dengesi bozuk ve maalesef delirmiş gibi görünüyor. ” diyerek durumu aslında açıklıyordu.

Bu olaylar Diana’yı depresyonun içine daha ileri itti. Son birkaç yılı içinde birde bulimia ile mücadele etti.

“Kendimden hoşlanmadım; Utanıyordum çünkü baskılarla baş edemedim. ” Prenses Diana.

2. Winston Churchill ( İngiltere Başbakanı )

Churchill, aslında depresyon hakkında çok açık konuşmuştu. Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda özellikle şiddetli bir dönemden geçti: “İki ya da üç yıl boyunca, hiç birşeyi renkli göremiyordum resmen ışığı kaybettim. Ama buna rağmen işimi yaptım. Avam Kamarasında oturdum. Fakat simsiyah bir çöküntüde benle beraber içimde oturuyordu.” dedi.

Winston%20Churchill%20ve%20Bipolar%20Depresyon

Yakın tarihli bir biyografiye göre, efsanevi İngiliz savaş zamanı lideri yaratıcı aktivitelerde büyük bir rahatlık buluyordu. Özellikle yazmanın ve resim yapmanın kendini rahatlattığını belirtirdi. Sonuç olarak, Shakespeare ve Dickens’in bir araya gelmesinden daha fazla kelime üretti ve şimdi onun siyasi liderliği tarihin en iyileri arasında yer almasını sağladı.

Ancak, depresyonun gölgesi onu hayatının çoğunda takip etti: “Bir tren geçerken bir platformun kenarında durmaktan hoşlanmam. Geride durmayı ve mümkünse, benimle tren arasında bir sütun bulunmasını seviyorum. Bir geminin yanında durmak ve suya bakmaktan hoşlanmam. Çünkü bir saniyelik dikkatsizlik herşeyi bitirir. ”

3. Abraham Lincoln ( Amerika Birleşik Devletleri Başkanı )

Arkadaşları tarafından yazılan mektuplara göre, Lincoln “gördükleri en depresif kişi” idi ve depresyonun ailesinden gelen bir rahatsızlık olduğu biliniyordu.

Ama her zaman böyle değildi. Gençlik dönemlerinde tanıdıkları onu her zaman hayat dolu biri olarak tanımlıyordu. Hatta savaş döneminde yakınında bulunan bir asker hatıra defterinde Lincoln için şu sözleri yazmıştı. “Ben, askerlik hayatım boyunca Lincoln’u hiç bir zaman kızgın veya hayal kırıklığına uğramış görmedim. Hatta tam tersine oldukça neşeli bir insandı.”

Aslında Lincoln birçok kişisel trajediden sonra özellikle kızkardeşi ve yakın bir arkadaşın vefatı ile depresyon nöbetleri iyice su yüzüne çıktı. Hatta savaş döneminde yüksek rütbeli bir subay günlüğünde Lincoln’un hayatından endişe ettikleri için depresyon nöbetleri sırasında yoğun intihar fikrinden kurtulması, kendine zarar vermemesi için onu bir odaya kapattıklarını, kendi askerlerinin moralini bozmamak ve düşmana koz vermemek için de istirahat ettiğini söylediklerini belirtmiştir.

Psikiyatrik Blog.
Psikiyatrik Bilgi Kaynağı.


#2

Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Nurseli İdiz, bipolar olduğunu, bu hastalık nedeni ile ne tür sıkıntılar yaşadığını görsel basında defalarca anlattı.
Google üzerinden “Nurseli İdiz Bipolar” şeklinde bir tarama yaparsanız bilgilere ulaşabilirsiniz.
Selamlar.